Hepimiz bütün spor dallarında sürprizleri çok severiz. 2004'de ki Detroit şampiyonluğu veya geçen sene Los Angeles Clippers'ın bu yazının konuğu olacak Grizzles karşısında ki 29 sayıdan geri dönüşü... Benim gibi böyle olayların olmasını isteyen "Romantizm akımı insanları" Memphis takımını da çok sever.
Memphis daha 6-7 sene önce tüm ligi sonuncu tamamlamıştı. Peki nasıl bu kadar izlemesi keyifli bir takıma dönüştüler? Memphis NBA'in yeni Spurs'u olabilecek mi? (Evet buna bende inanmıyorum. Parçalar iyi olabilir ama Zach Randolph asla Duncan olmadı, olamaz.)
Şimdi şuradan başlayalım. Memphis, Minnesota gibi takımlar hiç bir zaman büyük pazar takımı olmadı. Cap Spacelerin de yer olsa bile LeBron, Kobe gibi yıldızlar buraya gelmek istemez. Böyle adamları senin drafttan seçmen gerekli. (Minnesota-Garnett gibi.) O yüzden çok iyi bir takım kimyası oluşturulmalı bu durumlar için. Şu konuda anlaşalım, Memphis hiçbir zaman yönetim bazında iyi yönetilen bir takım olmadı. Pau Gasol takası buna en büyük örnek. Şimdiki zamanda bakınca takasta win-win durumu var aslında. Hatta Memphis daha fazla artıya sahip. Ama o zaman hiç kimse Marc Gasol'un bir Pau olamayacağını söylerken; son iki senedir neredeyse herkes Marc daha iyi diyor.
O takastan sonra Memphis yavaş yavaş yukarıya doğru adım atmaya başladı. Takımın başında ki koç Hollins NBA'de ki en iyi 5-6 koçtan biri. Oyuncu yönetiminde ise Popovich'le beraber zirveyi zorlar herhalde. Bu kadar emin olmamın sebebi ise ortada: Takımın yıldızı Zach Randolph. Zach'in oyunculuk tarihini NBA'i yakından takip eden herkes bilir. Portland "Jail" Blazers dönemini biraz araştırıp daha fazla şey de öğrenebilirsiniz. O Zach Randolph şu an bu takımın en büyük skoreri, ve yıldızı. Marc Gasol ise Centerlar arasında ki en iyi pasör. (Hatta çoğu guarddan bile iyi pasör olabilir. Bu seneki asist ortalaması 4.8!) Yan parçalar da ise hala birçoklarına göre en iyi dış savunmacı olan Tony Allen, elit oyun kurucular arasında olan Conley ve tabi ki Zach ile birlikte takımın sürükleyicisi Rudy Gay.
Memphis Play Offlara katıldığı her sene 4-0 ile elenmişti. Ta ki 3 sene önceye kadar. O sene Play Off'a son sıradan kaldılar ve birinci sıradan giren Spurs'u darmadağın ederek elediler. ( Bunu yapan 2. takım. İlki ise 2006'da finale kalıp 2007'in NBA'in en çok galibiyet alan takımı Dallas'ı eleyen Golden State.) 2.Turda ise OKC'ye 7 maç sonunda elendiler ama bu onların önemli olan adımı atmasını sağlamıştı. Asıl önemli olan ise bunları Rudy Gay olmadan yaptılar.
Geçen sene gene çok iyi girmişlerdi sezona. 4.Sıradan Play Off yaptılar ama bu sefer de Zach Randolph sakatlanmıştı. Sakatlıktan yeni dönmesine rağmen etkisini hissettiremedi pek. E tabi ilk maçta Los Angeles Clippers 29 sayıdan maçı çevirince psikolojik avantajlarını da kaybettiler ve 7 maç sonunda elendiler.
Bu sene ise artık her şey yolunda. Şu ana kadar büyük bir sakatlık problemleri yok. Sezona 10-3 başladılar ve Gay-Randolph ikilisi gerçekten çok iyi oturdu birbirine. Bu sene takım kimyasının en iyi oturduğu sene; Öyle ki Conley kariyerinin en yüksek asist ortalamasına (6.5), en çok üçlük attığı ve en isabetli şut attığı yılını yaşıyor. En önemlisi de Marc Gasol ile mükemmel PnR oynuyorlar. (Yeni Stockton-Malone? Tamam bence de çok zor ama bu hallerini de çoğu takım durduramıyor zaten.)
Bu sene ligin en iyi takımlarını rahatlıkla dize getirdiler. Miami, Lakers, New York gibi takımları maçları domine ederek yendiler. Hücumları bu kadar iyiyken savunmaları nasıl peki? O da mükemmel! Ligde ki en iyi baskı kuran ön alan ikilisi, uzun kollarıyla Gay ve arka alanda kalıplı, dirençli uzunlar. Bu sene ki asıl farkı yaratan tabi ki hücumları ama savunmayı da es geçmemek lazım. Geçen sene pozisyon başına sayı üretmede 20. sıradalardı. Bu sene ise 5! Hücumlarında ki en büyük eksik üç sayı yüzdeleriydi. Bu sene de onu da geliştirdiler. Daha ne olsun!
Takım oyunun şampiyon olabildiğini bize son gösteren takım Detroit'ti. Umarım Memphis de yeni Detroit'imiz olur ve mükemmel takım oyunuyla şampiyonluk veya şampiyonluklar görebilirler. NBA'in ve tabi ki biz seyircilerin böyle sürprizlere ihtiyacı var...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder